17 Nisan 2016 Pazar

Sıfıraltı Kahve Günleri


Kahve benim ve ailemin bir parçası.

Üzülürüz ,  ben bi  kahve içerim,
Seviniriz ,  ben bi  kahve içerim,
Yorgunum , ben bi  kahve içerim,
Yemek masasından daha kalkmadan 
ben bi  kahve içerim
Dışarı çıkalım , ben bi  kahve içerim,

Her konuya ,  her duruma Anaannem Şakire Gürsoy'un lafını kullanırım

' ben bi  kahve içerim '

16 - 17 Nisan Sıfıraltı Kahve Günleri Cermodern'de düzenlendi.

Biletler yok sattı. Biletix kullanarak aldık 
Kahve günleri 2 gün 4 seans şeklindeydi. 
09.00 - 12.00 1. seans
13.00-17.00 2.seans

Çalıştaylar ücretli, kahve ve çikolata tadımları ücretsiz idi. 



 Müthiş kalabalık bir seansdı. İlk gün kalabalık daha fazlaymış.Saat 09.30 da oradaydık ama iğne atsan yere düşmeyecek şeklindeydi.




 

Tepe Prime'da bulunan Arabica'nın bu fotoğrafına aldanmayın biz ortam nasılmış dur bi tur atalım derken burada ki tadım sırası doldu taştı .


Kahve'nin olmazsa olmazı Çikolata .
İlk defa denediğim bir marka Hatyızıannakıs. Paketler 10 tl. Gerçek meyveli çikolatalı drajeler. Muhteşemdi


Resimlerde de göreçeginiz gibi farklı markalar vardı. 
 

Olmazsa olmazlardan Starbucks


Baristamız Aslı harika bir kahve hazırladı. Açıkcası gün boyunca içtiğim en iyi kahve idi. 

En iyi açıklamayla ,  açıkcası ben 'Starbucks ci ' değilimdir. Başım döner kahve almaya çalışırken :)
Bir sürü soruya cevap vermen gerekir. Alt tarafi bir latte içeceksiniz dir. :))

Ama eşim Bilkent Station 'dan tatmak için
 Rezerve Kahvelerin'den
 Kenya Kaganda'yı 
'Clover' demleme yöntemi ile demlenmiş kahveyi
 getirince fikirlerim değişti.
Aynı yöntemle bize baristamız showunu yaptı. 
Üst soldaki resim Clover dır. 1 dakikada demlendi. 


Her köşede gördüğümüz 'sleeve' kelimesi ise 
Bardak da ki sıcaklıktan korunmak için konulan kağıttır. 

Aşağıdaki resim ise Lindt çikolatadan .

%70 ve %85 kakao'lu çikolatalarını denedik ama %99 kakaolu sun da aklımız kaldı.
Bir de chili (biberli) olanıda tatsaydık fena olmazdı.

Gelelim kötü deneyime

Üçüncü nesil kahve konusu oldukça ilgimi çekiyordu ama denk gelmemişti.

Baristamız show'unu yaparak demlemesini yaptı. Kahvemizi  aldık ama ne aldık ben anlayamadım. Suya kahvenin bir damlası değmiş gibi...
Sanki ekşi bir şeyler damlamış gibi.

Hayatımda ilk defa bir kahve beni rahatsız etti.
Kolay kolayda denemem heralde.

Bu arada Çağan Emre elinde köpüklü sütü , arkadaşı Rubbel'ı damağında güzel lezzetli çikolata tatlarıyla keyif yapıyordu.



Ozo'nun standı daha doğrusu karavanı hoştu. 

Farkettiniz mi 

Türk Kahvesi'ni

Bir tek Kocatepe Kahve vardı.
Girişte, kenarda kalmış bir stand tı. Müdavimleri daha çok orta yaş'dan  kişilerdi. 
Bir tek Kocatepe  Türk kahvesi yapıyordu.
Geçmişi yüzyıllara dayanan , demleme yöntemi bize ait olan kahvemizin tek stand'ta olması üzücü.
Ne yazık ki iyi bir açıyla resim alamamışım.



Ben müdavimi olduğum 
Kahve Dünyası 'ni gözlerim aradı.

İki saat sonunda bi tap düştük.

Bu arada Cer Traktör, ekskavatör, yükleyici, lokomotif gibi hemen hemen tüm ağır hizmet makinalarında kullanılan “Cer” (İngilizce: Traction) Arapça “cerr” kelimesinden gelmekte olup, çekme-sürükleme anlamına gelmektedir.   Yazıldığı gibi okunur. Ankara'da geçmişte   tren vagonlarının tamir edildiği binaya Cermodern adı verilmiştir

Böylelikle harika bir pazar sabahı geçirdik.


Gelecek seneyi dört gözle bekliyoruz
















Ah bu Mars retrosu Zeynep Turan


Astroloji takip ediyor musunuz?

Zeynep Turan'ni tavsiye ederim

https://twitburc.com.tr/yazi/ben-mars.html

Okumanızı istediğim bir yazi. Zeynep Turan i mutlaka takip etmelisiniz

11 Nisan 2016 Pazartesi

CAM ÖNÜ BAHÇECİLİĞİMİZ


Çağan Emre ile olabildiğince tarımla , toprakla doğa ile bir arada olmaya çalışıyoruz. Her ilkbahar kendimize göre bir şeyler dikiyoruz. 
A101 de bahçecilik ile ilgili haftada satılan tohumdan yetiştirilecek domates , salatalık aldım. Ayrıca ilk olarak saksıda bostan adı altında satılmaya başlanan evde  yetiştirilecek maydanoz, roka grubundan da fesleğen ve roka aldım. Tabi ki diğer maydanoz ,dereotu,nane de alıcaktım ama kalmamıştı :((

Bu sefer ki tarım etkinliğini baba-oğul gerçekleştirdi. Toprak karıldı.Tohumlar ekildi. Can suları verildi. Sabırsızlıkla her gün sulanarak fidelerin çıkması beklendi.









 Aradan geçen 3 hafta ile fidelerimiz ortaya çıktı. Fesleğenler de büyümeye başladı ama rokalar daha yok biraz da tohum kalayım diyor :))





8 Mart 2016 Salı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Namlı Gurme

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Namlı Gurme 
Canan Zerkinnli http://www.cananzerkinli.com/    ve 
Gülşen Doğan 'nın https://gulshendogan.com/  birlikte düzenledikleri etkinlik 



Çocukla Ankara ile tanıştığımız an


Ürün tanıtımları yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.
Vissmate 
Markasını çok güzel tanıtttılar. Ürünleri yakından görmek ve kokularını duymak bizi daha çok memnun etti .


Doğadan Çay 'da etkinlikte idi. Okul çayhanemizde de tek istenen markadır .

Gonca Göçmen  ile 




İkinci temizlik grubu 
Highgenic 



Silikonlu cam temizleyicisini kullanmayan yoktur.


Bu güzel etkinliği düzenleyen Canan Zerkinli ve Gülşen Doğan'a teşekkür ederim.


29 Şubat 2016 Pazartesi

ETNOGRAFYA MÜZESİ


Etnografya Müzesi 

http://www.etnografyamuzesi.gov.tr/

Etnografya Müzesi Türk Milli karakterini, tarihini ve kültürünü yansıtır. Cumhuriyet döneminde müze olarak planlanıp yapılan ilk devlet müzesidir.Etnografya Müzesi Türk Milli karakterini, tarihini ve kültürünü yansıtır. Cumhuriyet döneminde müze olarak planlanıp yapılan ilk devlet müzesidir




 Ankara'da yaşamanın en güzel yönlerinden biri harika müzelerinin olmasıdır. Bu müzeleri tekrar tekrar gezme imkanınızın olması müthiş. Çünkü her gittiğinizde farkli  konular  keşfetmiş oluyorsunuz.
 Ç.Emre'nin kreşi ,  müzelerimizi konularına göre projelerine katmaktadır ve çocuklar müze kültürünü küçük yaşta öğrenmektedirler.

İpler projesi kapsamında bu ay ( Şubat ) Etnografya Müzesini ziyaret ettiler.


Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk istirahatgahı olan Etnografya Müzesi Ankara’nın Namazgâh adı ile anılan tepede kurulmuştur

Müzede çeşitli koleksiyonlar bulabilirsiniz
Türk kıyafetleri
Türk Kahvesi
Cam ve Çini
Silahlar
El yazmaları
Ahşap Eserler 
Taş Eserler Takılar


Eğer Ankara'da yaşıyorsanız mutlaka gitmelisiniz

Ankarayı ziyarete gelenler uğramadan geçmemeliler

 Müze hergün ziyarete açıktır.
Müze Kış Mesai Saati : 08:30-17:00

Müze Yaz Mesai Saati: 08:30-17:30

  Yaz Uygulaması: Her yıl 15 Nisan - 25 Ekim   arasında müze saat: 19.00`a kadar ziyarete açık olacaktır.


İletişim Bilgileri 
Adres:  Hacettepe Mahallesi Türkocağı Sokak No:4 Opera / Sıhhiye / ANKARA 

Telefon(santral) : (312) 311 30 07 - 310 87 95
Faks: (312) 311 95 56
Web: www.etnografyamuzesi.gov.tr


Bilgi alıntıları http://www.etnografyamuzesi.gov.tr/

16 Şubat 2016 Salı







Tuba Korkmaz



Çanakkale'de kazandığım dostlarımdan biridir Tuba Korkmaz. Derslerine katılmıştım. Tanışıklığımız dostluğa dönüştü. Benim için dost ,zaman mekan kavramı olmayan gördüğün an, sesini duyduğun kaldığın yerden devam eden , sitem olmayan , sevgi dolu iletişimdir. İşte öyle bir dosttur Tuba. Kendisin evimiz için yaptığı  seramik çalışması benim için muhteşem değerlidir.

Ankara'da sergi açacağını duyduğumda çok sevinmiştim. 13 Şubat da Galeri Foyart 'daki açılışına davet etti.
ve eski dostlar buluştuk. Her zaman ki gibi harika çalışmalar yapmıştı. Kendisini tebrik ediyorum.
Güzel kızı ile  mutlu başarılı sağlıklı  bir hayat diliyorum.


Galeri Foyart 'dan aldığım yorumlar

Tuba Korkmaz
Tuba Korkmaz’ın resim ve heykellerinde okunan manâ görünmez bir göbek bağının varlığını imler. Kendine ve kendinden olana bağlılık/bağımlılık türlü yollarla 12 resim ve 12 heykelde var olur.  Doğum anı öncesi ve sonrasında başlayan diyalog,  varoluşsal bir icrayla sürmektedir. Dünün içinden geçen şimdi, geleceğin belirsizliğinde saydam bir kanıta dönüşür. Bebek heykelleri geçmişten bir elçi, gelecekten habercidir. Şimdi taçlanma sırası onlardadır. Korkmaz, altınla kutsar/kutsanır. Yazılar ve resimler olan bitenin güncesidir adeta. Okunmaz yazılar görünmez olan bağın hikayesini anlatır. Hakikatin içinden geçen nefes, benzersiz olana can verir ve bu can yeryüzünün tüm hikayesinde yaşamaktadır. NAZLI PEKTAŞ
 



Ferhad ile Şirin     Sergisinin teması

Gelelim “Ferhâd ile Şirin” in mitsel öyküsüne.
Ferhâd, bir erkek ismi olarak kullanıldığı hâlde, bu mitsel öyküde özgün bir deyim niteliğindedir.
Şimdi bu deyimi “Fer-Hâd” diye çözümleyerek işe başlayalım.
Tasavvûfta “Fer” deyimi, “Asl” ile birlikte “Asl-Fer” kavram çifti olarak kullanılır.
Fer, Asl’ın belirmedeki sonucu, zuhûr kaydının nihâyetinde büründüğü mâhiyyettir.
Asl’ı Varlık (Vücûd) olarak alırsak; Fer, varoluş (mevcûd) anlamına gelir. “Hadd” ise hudûd çizmek, sınırlamak anlamındadır. “Hadd”, Varlık düzeyini bildirir. Bu bağlamda zevkî olarak, “Ferhâd” Varlığın (Asl), varoluştaki (mevcûd) son hudûdu, yâni insanı simgeler.
Vücûd’dan mevcûd’a gelip “Ferhâd” olan insan, Asl’ından fâriğ olmuş, Asl’ıyla arasına mevcûd’un perdesi girmiştir. Ayrılık hasretiyle Asl’ını aramaya koyulmuştur. Mevcûdiyet perdesi son kertesine (Sitre-tül Müntehâ) kadar kalkmazsa, kişi Asl’ına kavuşamaz.
Varlık dağını delmek gerekir. Ferhâd’ın kendi mevcûdiyeti kendine perdedir.
….
İşte, Ferhâd’ın, vâdesi geldiğinde, benlik dağını aşk-ateşi ile delmesi tahakkuk etmiştir. Ferhâd, “haddad”, yâni demircidir de.
Benlik dağını delip Şirin (sevimli) olan Asl’ına kavuşan Ferhâd, aşk ateşiyle canını verip “Ferhât’a yâni Sevinç’e dönüşür.
…..
Ferhâd ile Şirin ve bilinen bütün âşıkların ölmeyeceğini söyleyenler neyi anlatıyorlar?
Öyleyse ölüm, varlık perdesinde yaşayanlar için mi?
….
Demek ki, ölümün sırrını bilmek için âşk ateşine yanmalı, yokluğa ermeli!
Metin Bobaroğlu
SİMGESEL DÜŞÜNME, Anadolu Aydınlanma Vakfı Yay. Mayıs 2012, sy:188




Alıntılar http://www.foyart.com.tr/

9 Şubat 2016 Salı

Sıcacık bir yazı ile bir blog


            

 Onurlu Nurlu Sofralar

  Teyzelerime   ithaf edilen blog

Sıcacık sofraların , 

aile birlikteliğinin anlatılacağı  adres  


 

           

1 Şubat 2016 Pazartesi

Yeni bir blog kesfettim

Bu blog göz atın "DIY: KAKTÜS İĞNELİKLER" http://beauthingsforme.blogspot.com/2016/01/diy-kaktus-ignelikler.html


Evim dergisinin eski sayılarına bakarken yaşam alanları ile ilgili orjinal fikirleri olan 5 blogger ile karşılaştım.  Cep telefonundan blogway uygulaması kullandığım için hemen blogspot bağlantılı bu sayfaları ekledim. Bir tanesi Ankara'dan olduğunu görünce çok sevindim.

Her kadın dekorasyona ilgili duyar ama ilginç fikirleri olanlarsa mutlaka desteklenmelidir .
Hep istemisimdir keşke bende icmimarlar gibi farklı bakış açım olsa. Ne yazık ki yok. O yüzden de dekorasyon konusunda da faciayim fakat en azından evim dergisi ve böyle harika blogger larla bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum  
Bu blogu takip etmenizi tavsiye ederim    

 beauthingsforme.blogspot.com.tr 


25 Ocak 2016 Pazartesi

İyi Bir Dinazor







                                                                           




Yarı yıl tatili başladı doğal olarak film endüstrisi çocuk animasyon filmlerini gösterime sokmaya başladı. Bizler 21.yy anneleri kendimizi zorunda hissediyoruz  'aman en son filme gidelim, çocuğum eksik kalmasın' .  
Peki gerçekten seçici miyiz?  
Her animasyon filmini çocuklarimıza seyrettirmeli miyiz?

Ben bu haftadan sonra seçici olan gruptan olacağım. Disney Pixar beni ve Çağan Emre'yi ters köşe yaptı.

Nasıl tiyatro , konser araştırması yapıyorsam , sinema içinde bunun gerekli olduğunu anladım.

Arkadaşlarımızla beraber büyük bir hevesle patlamış mısır kokuları arasında yerlerimizi aldık.
İlk hatam 3D olduğunu bilmememdi. Perdeye çok yakın yer seçmiştim. Ne olur ne olmaz diye her zaman salonlarda sıra başı olacak şekilde ,  kapıya en yakın yerleri seçerim.





Ve  film başladı. Yalnız bir gariplik vardı. Küçük bir çocuk tv seyrediyor , elinde süper kahramanlardan bir  oyuncak. Baba bir dolap önünde diz çökmüş ve oğlundan  sessiz olmasını istiyor.
Sonradan anlaşılıyor ki baba budist ve dua ediyor.Bir şekilde  çocuk babasının yanına  geliyor . Çocuk dua edilen yerde mistik güçlerin  savaşının içinde buluyor kendini. Kötü  ve iyilik savaşıyor. Gürültü, ateş görüntüleri, cehennemde gelen karakterler  .......   Ben bir an yanlış seans'a girdik zannettim. Ç.Emre tedirgin olmaya başladı. Şaşkın şaşkın bakıyoruz . Sonunda iyilik kazandı.
Bunun bir kısa film olduğunu ve Budizm'i anlatan film olduğunu ,  film sonu kayan yazılardan anladık.   Bizim için the end , şaşkınlık ve korku karışımı duyguydu. Ne olduğunu inanın hala daha anlamış değilim.


Esas film başladı... Tamam güzel . Biz dinazor anne ve baba. Üç yumurtaları var. Tamam. En küçüğünden en kuvvetlisi , en büyüğünden en küçük olanı çıkıyor. Büyüyorlar ve bizim küçük olan hep korkak olan oluyor. Devasa büyüklü çirkin tavuklardan kaçıyor. ( o devasa çirkin aniden müzikle ortaya çıkan tavuklar önce beni arkasından Emre 'yi bayağı zıplattı. ve baba ve oğul  insan'ı kovalamaya başlarken su babayı yutuyor. (ayrı bir korku ,zıplama ) . Babanın mezar taşı , ardından bizim esas dinazor tekrar suya düşüyor, karanlık , müzik, sesler veee Emre'den isyan ' Çıkmak istiyorum anne lütfen ' Oğlum korkuyla gözlüğünü çıkarmış, çıkış yolunu arıyor. Tamam yeter dedim. Ben her seferinde zıpladım ve tedirgin oldum Emre ve orada ki çocuklar haydi haydi olmuştur. Sonunda çıktık. Size bu anlattığım filmin 15. dk sı.
Salon ailelerle doluydu. Bir çocuk, annesi veya babası. Çocuklarda yaş çok büyük degildi. En büyükleri 10 dur. Zaten 10 sonrasının ilgisi çekmez. En küçük 4 dü sanırım.

Seyrettiğimiz ilk giriş filmi arkasından bu sahneler hiçde 4 veya 5 yaşındaki çocuklar için değil.

Bir sürü şey yazılabilir bu konuda ama siz siz olun filmler hakkında iyi araştırma yapmadan izlemeyin. Hele de konu çocuklarımızsa.

Animasyon filmlerinde bile yaş sınırının olmasını istiyorum

ve bizim the end 'imiz tabi ki bir makaron ve kahve :) Kendimizi şekere ve kahve ye verdik. (Tabi ki Emre 'nin süt )









Not: 3D ile ilgili küçük bir hikaye ile Fonetik ve Çeviri hocam rahmetli Ali Aycı'yı anmak istiyorum. Bundan 22 sene önce bir vize veya finaldi. Hocamız çeviride bize 3D nin D'sinin ne olduğunu sormuştu. Koca sınıf çıkaramamiştik. D'nin Dimension - Boyut olduğunu kendi söylemişti. Şimdi derslerimde ne zaman 3D geçse mutlaka öğrencilerime Dimension 'ı anlatırım.
Allah rahmet eylesin hocamı


21 Ocak 2016 Perşembe

Yeni bir blog

http://guzellikveyasamdedektifi.blogspot.com.tr/2016/01/guzellik-derken-hersey-de-guzellik.html?m=1

Bugün size fırından yeni çıkmış bir blog tavsiye edicegim. Okuldan zümre arkadaşım arti ablamiz Sibel hocam. 
Hayat , güzellik,  kadın üzerine yazılar bulabileceksiniz. Hayat hakkında her türlü yazi 


17 Ocak 2016 Pazar

HAYAT BOYU ÖĞRENME


EĞİTİM

Neden Eğitim? Hiç düşündünüz mü  Eğitimin amacı nedir?

Mesleğim , mezun olduğum okulum,  formasyonum ve deneyimle bir birikimim var  ama bir oğlum olunca eğitime , eğitimin amacına farklı bakmaya başladım. Bir öğretmen arkadaşım 'çocuğun olunca daha iyi öğretmen olursun' demişti. O zaman çok kızmıştım ne alakası olabilir diye ama gerçekten anne olduktan sonra,bir çocuğum olduktan sonra hayata , eğitime farklı bakmaya başladım

Bugün Prof. Dr. Servet Özdemir'in  21.yy da Eğitim Anlayışı  adlı bir konferans'a katıldım.

 Aldığım notları burada yazmak istedim. En büyük sorumuz nasıl bir okul seçmeliyiz bunlarla ilgili paylaşımları çok öğreticiydi. Bakış açımızı genişletti.


Eğitimin temel amacı farklılaştırarak yaratıcı kılmak diye başladık.

Eğitim , insanların problemleri görme ve çözme kapasitesini geliştirebilmektir.

Bağımsız düşünen kişiler yetiştirebilmektir.

Eğitim düşünmeyi - hissetmeyi - kavramayı içerir.

Beynin tim kapasitesini kullanabilmeyi öğrenebilmektir eğitim.

Öğrenme ise içselleştirmedir. Yorumlamadır. Tartışmaya açmadır.


Çağdaş eğitim de gelişim hayat boyudur.  Bu yüzden 21.yy da eğitim nasıl olmalıdır?

Proje tabanlı eğitim olmalıdır. 
Bilinenden bilinmeyene doğru proje yapabilmeyi öğrenmedir.
Global sınıf ve müfredat entegre edilmelidir. 
Dünya ile iletişimde olabilmektir.
Bütünselleştirilmiş -sarmal eğitim- yaklaşımlarını ele alınmalıdır.
Soru soran eleştiren düşünen ,düşünmekten korkmayan öğrenci yetiştirebilmektir.


Öğrenme merakla başlayan bir keşfin sonucudur. Asla o merakı kaybettirmemeliyiz. Çocuk açısından merakın gizemli bir yanı vardır. Soru sormasını bu şekilde öğrenir.

Çocuklarımızı ,öğrencilerimizi ne için yetiştiriyoruz ?
 Okuryazarlık için
.Peki 21.yy da okuryazarlık ne kadar çeşitlidir?

Sanat -yaratıcılık okuryazarlığı 
Medya okuryazarlığı
Finansal okuryazarlığı
Sosyal Duygusal okuryazarlığı
Eko okuryazarlığı
Bilgisayar okuryazarlığı
Globalleşme okuryazarlığı
Kültürler arası okuryazarlığı                 ne kadar çok değil mi? Hiç bu şekilde düşünmemiştim.


Günümüzde eğitimle aldığımız bilgiler eskimektedir. Şu çok ilgimi çekti.
Okulda öğrenilen bilgiler 
1950 de     %75 i hayatta kullanılıyorken
2016 da     % 2 si kullanılmaktadır.
 Bu kadarını beklemiyordum.

Biz çocuklarımızı eğitirken Ebeveyn (veli) - öğretmen -okul - toplum bir arada olmamız gerekmektedir.

Çocuklarımız aldıkları eğitimle farklılaşmalıdır. Bilgiye ulaşabilmeyi bilmelidir.

Bu yüzden okul un vizyonu ve misyonu olması ve bunu sadece yazıda değil okul hayatına aktarabilmelidir.

Okul bireylere Saygıyı , insanlığı , ulus-memleket sevgisini öğreten yer olmalıdır.
Düşünme becerisi,yaratıcı düşünce, karar verme ,sorun çözme nasıl öğrenebileceğini bilme, mantıklı öğrenme verebilmelidir. 
Okulun asıl görevi öğrencinin heyecanını koruyabilmelidir.
Öğrencileri mutlu ve erdemli bireyler olma yolunda geliştiren özgün ve seçkin bir yer olmalıdır.


Kısaca
Eğitim de bilgiler eskiye bilir.
 Kalıcı olan zevklerdir  hobiler dir. Kalıcı izler bırakabilmektir.

İnsan bütündür ve gelişim hayat boyudur.

Servet Özdemir öğretmenime teşekkür ederim.
Akapedya - Tema grubuna teşekkür ederim. 

14 Ocak 2016 Perşembe

EPOC Yaratıcılık Potansiyelinin Değerlendirilmesi

                                          Yaratıcılık Potansiyelinin Değerlendirilmesi
Arkadaşım  MURAT DEMİR  den öğrendiğim yeni bir testten bahsetmek istiyorum . Epoc Testi hedef kitle 6-16 yaş aralığıdır.
EPOC TESTİ

•Yale ve Connecticut Üniversiteleri tarafından desteklenen bir test. Şu anda Türkiye’de 1000’in üzerinde uygulama yapılmış, Dünya genelinde ise sayı sürekli artıyor. 7-8 ülkede yoğun şekilde uygulamalar devam ediyor.

•Dünya genelinde en çok bilinen yaratıcılık testi olan Torrance testi sadece Iraksak alanda sonuçlar verirken bu testin hem Iraksak hem de Yakınsak alanlarda sonuçlar vermesi talebi her geçen gün arttırıyor. Güvenirlik, geçerlik noktasında hiçbir sıkıntı yok.
•Fransa ve Rusya’da bu test ile çocukların yaratıcılıkları takip ediliyor.
         •Test 4 alanda ölçüm yapıyor;
•Yakınsak Sözel   
•Yakınsak Grafik   •Iraksak Sözel      •Iraksak Grafik
•Bunların dışında ayrıca öğrencinin IQ düzeyini de ölçüyor. Yani zeka puanını da veren bir test.

        •Testin sonucu
         Yakınsak(tümevarım) alanı yüksek çıkan öğrenciler uyumlu, grupla çalışmaya, grubu yönetmeye yatkın gibi yorumlar yapılabiliyor.
•Iraksak(tümdengelim) alanı yüksek çıkan öğrenciler için uyumsuz özgür, kendi başına çalışmalarda daha başarılı gibi yorumlar yapılabiliyor.
Yaratıcılıkları ile ileriki yaşamlarında hangi alanlarda daha verimli olabilecekleri konusunda da bilimsel veriler sunuyor

Uygulama•Test 2 bölümden oluşuyor. İlk bölüm 45-60 dakikada yapılıyor. Bittikten sonra aynı öğrenci ile 1(Bir) hafta sonra ikinci uygulama yapılıyor. Bu uygulama da 45-60 dakika sürüyor.
•Bu iki uygulamadan sonra testör ön değerlendirme yaparak ham puanları çıkarıyor daha sonra Türkiye distribütörüne ham puanları gönderiyor ve bu kurum, ham puanları standart puanlara dönüştürüp Paris’teki yaklaşık 200 kişinin çalıştığı genel merkeze/kliniğe gönderiyor.
•Buradan grafiksel olarak gelen sonuçların altında yorumlar İngilizce olarak Türkiye merkeze geliyor ve merkez testöre sonucu Türkçe’ye çevirip ulaştırıyor.
•Bir öğrencinin test sonucu yaklaşık 1(bir) ayda ulaşıyor.
•Testin 1. ve 2. Uygulamaları yapıldıktan sonra tekrar 1. ve 2. Uygulamaları yapmak için geçmesi gereken süre 1 yıl.
•Yani her yıl öğrencilerdeki yaratıcılık potansiyellerinin gelişimsel süreci takip edilerek elde edilen bilimsel verilere göre eğitim sistemi şekillendirilebiliyor.
•Fransa ve Rusya’nın şu anda eğitim sistemine entegre etmeye çalıştığı çalışma da bu.
Şimdi Emre'nin 6 yaşına gelmesini beklemek kalıyor. 
HER TÜRLÜ BİLGİ İÇİN TIK TIK