17 Nisan 2016 Pazar

Sıfıraltı Kahve Günleri


Kahve benim ve ailemin bir parçası.

Üzülürüz ,  ben bi  kahve içerim,
Seviniriz ,  ben bi  kahve içerim,
Yorgunum , ben bi  kahve içerim,
Yemek masasından daha kalkmadan 
ben bi  kahve içerim
Dışarı çıkalım , ben bi  kahve içerim,

Her konuya ,  her duruma Anaannem Şakire Gürsoy'un lafını kullanırım

' ben bi  kahve içerim '

16 - 17 Nisan Sıfıraltı Kahve Günleri Cermodern'de düzenlendi.

Biletler yok sattı. Biletix kullanarak aldık 
Kahve günleri 2 gün 4 seans şeklindeydi. 
09.00 - 12.00 1. seans
13.00-17.00 2.seans

Çalıştaylar ücretli, kahve ve çikolata tadımları ücretsiz idi. 



 Müthiş kalabalık bir seansdı. İlk gün kalabalık daha fazlaymış.Saat 09.30 da oradaydık ama iğne atsan yere düşmeyecek şeklindeydi.




 

Tepe Prime'da bulunan Arabica'nın bu fotoğrafına aldanmayın biz ortam nasılmış dur bi tur atalım derken burada ki tadım sırası doldu taştı .


Kahve'nin olmazsa olmazı Çikolata .
İlk defa denediğim bir marka Hatyızıannakıs. Paketler 10 tl. Gerçek meyveli çikolatalı drajeler. Muhteşemdi


Resimlerde de göreçeginiz gibi farklı markalar vardı. 
 

Olmazsa olmazlardan Starbucks


Baristamız Aslı harika bir kahve hazırladı. Açıkcası gün boyunca içtiğim en iyi kahve idi. 

En iyi açıklamayla ,  açıkcası ben 'Starbucks ci ' değilimdir. Başım döner kahve almaya çalışırken :)
Bir sürü soruya cevap vermen gerekir. Alt tarafi bir latte içeceksiniz dir. :))

Ama eşim Bilkent Station 'dan tatmak için
 Rezerve Kahvelerin'den
 Kenya Kaganda'yı 
'Clover' demleme yöntemi ile demlenmiş kahveyi
 getirince fikirlerim değişti.
Aynı yöntemle bize baristamız showunu yaptı. 
Üst soldaki resim Clover dır. 1 dakikada demlendi. 


Her köşede gördüğümüz 'sleeve' kelimesi ise 
Bardak da ki sıcaklıktan korunmak için konulan kağıttır. 

Aşağıdaki resim ise Lindt çikolatadan .

%70 ve %85 kakao'lu çikolatalarını denedik ama %99 kakaolu sun da aklımız kaldı.
Bir de chili (biberli) olanıda tatsaydık fena olmazdı.

Gelelim kötü deneyime

Üçüncü nesil kahve konusu oldukça ilgimi çekiyordu ama denk gelmemişti.

Baristamız show'unu yaparak demlemesini yaptı. Kahvemizi  aldık ama ne aldık ben anlayamadım. Suya kahvenin bir damlası değmiş gibi...
Sanki ekşi bir şeyler damlamış gibi.

Hayatımda ilk defa bir kahve beni rahatsız etti.
Kolay kolayda denemem heralde.

Bu arada Çağan Emre elinde köpüklü sütü , arkadaşı Rubbel'ı damağında güzel lezzetli çikolata tatlarıyla keyif yapıyordu.



Ozo'nun standı daha doğrusu karavanı hoştu. 

Farkettiniz mi 

Türk Kahvesi'ni

Bir tek Kocatepe Kahve vardı.
Girişte, kenarda kalmış bir stand tı. Müdavimleri daha çok orta yaş'dan  kişilerdi. 
Bir tek Kocatepe  Türk kahvesi yapıyordu.
Geçmişi yüzyıllara dayanan , demleme yöntemi bize ait olan kahvemizin tek stand'ta olması üzücü.
Ne yazık ki iyi bir açıyla resim alamamışım.



Ben müdavimi olduğum 
Kahve Dünyası 'ni gözlerim aradı.

İki saat sonunda bi tap düştük.

Bu arada Cer Traktör, ekskavatör, yükleyici, lokomotif gibi hemen hemen tüm ağır hizmet makinalarında kullanılan “Cer” (İngilizce: Traction) Arapça “cerr” kelimesinden gelmekte olup, çekme-sürükleme anlamına gelmektedir.   Yazıldığı gibi okunur. Ankara'da geçmişte   tren vagonlarının tamir edildiği binaya Cermodern adı verilmiştir

Böylelikle harika bir pazar sabahı geçirdik.


Gelecek seneyi dört gözle bekliyoruz
















Ah bu Mars retrosu Zeynep Turan


Astroloji takip ediyor musunuz?

Zeynep Turan'ni tavsiye ederim

https://twitburc.com.tr/yazi/ben-mars.html

Okumanızı istediğim bir yazi. Zeynep Turan i mutlaka takip etmelisiniz

11 Nisan 2016 Pazartesi

CAM ÖNÜ BAHÇECİLİĞİMİZ


Çağan Emre ile olabildiğince tarımla , toprakla doğa ile bir arada olmaya çalışıyoruz. Her ilkbahar kendimize göre bir şeyler dikiyoruz. 
A101 de bahçecilik ile ilgili haftada satılan tohumdan yetiştirilecek domates , salatalık aldım. Ayrıca ilk olarak saksıda bostan adı altında satılmaya başlanan evde  yetiştirilecek maydanoz, roka grubundan da fesleğen ve roka aldım. Tabi ki diğer maydanoz ,dereotu,nane de alıcaktım ama kalmamıştı :((

Bu sefer ki tarım etkinliğini baba-oğul gerçekleştirdi. Toprak karıldı.Tohumlar ekildi. Can suları verildi. Sabırsızlıkla her gün sulanarak fidelerin çıkması beklendi.









 Aradan geçen 3 hafta ile fidelerimiz ortaya çıktı. Fesleğenler de büyümeye başladı ama rokalar daha yok biraz da tohum kalayım diyor :))





8 Mart 2016 Salı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Namlı Gurme

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Etkinliği Namlı Gurme 
Canan Zerkinnli http://www.cananzerkinli.com/    ve 
Gülşen Doğan 'nın https://gulshendogan.com/  birlikte düzenledikleri etkinlik 



Çocukla Ankara ile tanıştığımız an


Ürün tanıtımları yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz.
Vissmate 
Markasını çok güzel tanıtttılar. Ürünleri yakından görmek ve kokularını duymak bizi daha çok memnun etti .


Doğadan Çay 'da etkinlikte idi. Okul çayhanemizde de tek istenen markadır .

Gonca Göçmen  ile 




İkinci temizlik grubu 
Highgenic 



Silikonlu cam temizleyicisini kullanmayan yoktur.


Bu güzel etkinliği düzenleyen Canan Zerkinli ve Gülşen Doğan'a teşekkür ederim.


29 Şubat 2016 Pazartesi

ETNOGRAFYA MÜZESİ


Etnografya Müzesi 

http://www.etnografyamuzesi.gov.tr/

Etnografya Müzesi Türk Milli karakterini, tarihini ve kültürünü yansıtır. Cumhuriyet döneminde müze olarak planlanıp yapılan ilk devlet müzesidir.Etnografya Müzesi Türk Milli karakterini, tarihini ve kültürünü yansıtır. Cumhuriyet döneminde müze olarak planlanıp yapılan ilk devlet müzesidir




 Ankara'da yaşamanın en güzel yönlerinden biri harika müzelerinin olmasıdır. Bu müzeleri tekrar tekrar gezme imkanınızın olması müthiş. Çünkü her gittiğinizde farkli  konular  keşfetmiş oluyorsunuz.
 Ç.Emre'nin kreşi ,  müzelerimizi konularına göre projelerine katmaktadır ve çocuklar müze kültürünü küçük yaşta öğrenmektedirler.

İpler projesi kapsamında bu ay ( Şubat ) Etnografya Müzesini ziyaret ettiler.


Mustafa Kemal Atatürk’ün ilk istirahatgahı olan Etnografya Müzesi Ankara’nın Namazgâh adı ile anılan tepede kurulmuştur

Müzede çeşitli koleksiyonlar bulabilirsiniz
Türk kıyafetleri
Türk Kahvesi
Cam ve Çini
Silahlar
El yazmaları
Ahşap Eserler 
Taş Eserler Takılar


Eğer Ankara'da yaşıyorsanız mutlaka gitmelisiniz

Ankarayı ziyarete gelenler uğramadan geçmemeliler

 Müze hergün ziyarete açıktır.
Müze Kış Mesai Saati : 08:30-17:00

Müze Yaz Mesai Saati: 08:30-17:30

  Yaz Uygulaması: Her yıl 15 Nisan - 25 Ekim   arasında müze saat: 19.00`a kadar ziyarete açık olacaktır.


İletişim Bilgileri 
Adres:  Hacettepe Mahallesi Türkocağı Sokak No:4 Opera / Sıhhiye / ANKARA 

Telefon(santral) : (312) 311 30 07 - 310 87 95
Faks: (312) 311 95 56
Web: www.etnografyamuzesi.gov.tr


Bilgi alıntıları http://www.etnografyamuzesi.gov.tr/

16 Şubat 2016 Salı







Tuba Korkmaz



Çanakkale'de kazandığım dostlarımdan biridir Tuba Korkmaz. Derslerine katılmıştım. Tanışıklığımız dostluğa dönüştü. Benim için dost ,zaman mekan kavramı olmayan gördüğün an, sesini duyduğun kaldığın yerden devam eden , sitem olmayan , sevgi dolu iletişimdir. İşte öyle bir dosttur Tuba. Kendisin evimiz için yaptığı  seramik çalışması benim için muhteşem değerlidir.

Ankara'da sergi açacağını duyduğumda çok sevinmiştim. 13 Şubat da Galeri Foyart 'daki açılışına davet etti.
ve eski dostlar buluştuk. Her zaman ki gibi harika çalışmalar yapmıştı. Kendisini tebrik ediyorum.
Güzel kızı ile  mutlu başarılı sağlıklı  bir hayat diliyorum.


Galeri Foyart 'dan aldığım yorumlar

Tuba Korkmaz
Tuba Korkmaz’ın resim ve heykellerinde okunan manâ görünmez bir göbek bağının varlığını imler. Kendine ve kendinden olana bağlılık/bağımlılık türlü yollarla 12 resim ve 12 heykelde var olur.  Doğum anı öncesi ve sonrasında başlayan diyalog,  varoluşsal bir icrayla sürmektedir. Dünün içinden geçen şimdi, geleceğin belirsizliğinde saydam bir kanıta dönüşür. Bebek heykelleri geçmişten bir elçi, gelecekten habercidir. Şimdi taçlanma sırası onlardadır. Korkmaz, altınla kutsar/kutsanır. Yazılar ve resimler olan bitenin güncesidir adeta. Okunmaz yazılar görünmez olan bağın hikayesini anlatır. Hakikatin içinden geçen nefes, benzersiz olana can verir ve bu can yeryüzünün tüm hikayesinde yaşamaktadır. NAZLI PEKTAŞ
 



Ferhad ile Şirin     Sergisinin teması

Gelelim “Ferhâd ile Şirin” in mitsel öyküsüne.
Ferhâd, bir erkek ismi olarak kullanıldığı hâlde, bu mitsel öyküde özgün bir deyim niteliğindedir.
Şimdi bu deyimi “Fer-Hâd” diye çözümleyerek işe başlayalım.
Tasavvûfta “Fer” deyimi, “Asl” ile birlikte “Asl-Fer” kavram çifti olarak kullanılır.
Fer, Asl’ın belirmedeki sonucu, zuhûr kaydının nihâyetinde büründüğü mâhiyyettir.
Asl’ı Varlık (Vücûd) olarak alırsak; Fer, varoluş (mevcûd) anlamına gelir. “Hadd” ise hudûd çizmek, sınırlamak anlamındadır. “Hadd”, Varlık düzeyini bildirir. Bu bağlamda zevkî olarak, “Ferhâd” Varlığın (Asl), varoluştaki (mevcûd) son hudûdu, yâni insanı simgeler.
Vücûd’dan mevcûd’a gelip “Ferhâd” olan insan, Asl’ından fâriğ olmuş, Asl’ıyla arasına mevcûd’un perdesi girmiştir. Ayrılık hasretiyle Asl’ını aramaya koyulmuştur. Mevcûdiyet perdesi son kertesine (Sitre-tül Müntehâ) kadar kalkmazsa, kişi Asl’ına kavuşamaz.
Varlık dağını delmek gerekir. Ferhâd’ın kendi mevcûdiyeti kendine perdedir.
….
İşte, Ferhâd’ın, vâdesi geldiğinde, benlik dağını aşk-ateşi ile delmesi tahakkuk etmiştir. Ferhâd, “haddad”, yâni demircidir de.
Benlik dağını delip Şirin (sevimli) olan Asl’ına kavuşan Ferhâd, aşk ateşiyle canını verip “Ferhât’a yâni Sevinç’e dönüşür.
…..
Ferhâd ile Şirin ve bilinen bütün âşıkların ölmeyeceğini söyleyenler neyi anlatıyorlar?
Öyleyse ölüm, varlık perdesinde yaşayanlar için mi?
….
Demek ki, ölümün sırrını bilmek için âşk ateşine yanmalı, yokluğa ermeli!
Metin Bobaroğlu
SİMGESEL DÜŞÜNME, Anadolu Aydınlanma Vakfı Yay. Mayıs 2012, sy:188




Alıntılar http://www.foyart.com.tr/